Alex Ferguson'a ait olduğu sanılan ancak 90'lı yıllarda Brondby eski teknik direktörü Ebbe Skovdahl'in söylediği "İstatistikler mini etek gibidir, birçok şeyi gösterir ama en önemli olanı saklar" sözü, dönemin teknolojik imkanları gereği sadece gol, asist, maç sayısı gibi kısıtlı verilere ithafen söylenmiş olsa da bugün bu efsanevi sözün geçerliliğini yitireceği bir dönemdeyiz. Amerikan beyzbol takımı Oakland Athletics Genel Müdürü Billy Bean, 2002 yılında Sabermetrik (detaylı hesaplamalar yoluyla, sporcuların galibiyetteki bireysel paylarını bulmayı amaçlayan bir istatistiksel analiz yöntemi) ile oynadığı süreye kıyasla maçlarda ve antremanlarda önemli katkıları olan ama kendi takımlarının vasat oyuncularını transfer etmişti. Sezon sonunda ise kısıtlı bütçesine rağmen bir sezonda en fazla galibiyet alma rekorunu kırarak beyzbol tarihine geçti. Böylece spor analitiğinin öneminin diğer spor takımları tarafından da fark edilmesine ve kullanılmasına öncü oldu. Daha sonrasında NBA üçlük yarışmalarından bildiğimiz Moneyball ismiyle kitaba ve filme uyarlandı. Verinin önemini spor özelinde daha iyi anlamak için dikkate almamız gereken iki ana konu var. İ lki, veri ve analitik teknikleri spor mülkiyetlerinin karar verme süreçlerine katkı sağlıyor. Analitik şirketi SAS'nin Satış Müdürü Jim Tobin, spor takımlarının veri odaklıkarar vermelerinin en iyi örneklerinden birinin, Amerikan Beyzbol Takımı New York Mets'in hafta sonu takvimini değiştirmesi olduğunu söylüyor. ''Kulüp, yıllarca stadyuma gelen taraftarlarının öğlen 1'de oynanan maçlara gelmek istediğini düşünüyordu. Veri araştırması ve analizinin ardından ise taraftarların aslında hafta sonları öğlen oynanan maçlar yerine akşam oynanan maçlara gitmek istediklerini keşfettiler. Böylece kulüp pazarlama stratejilerini bu yönde değiştirdi.'' Elbette bu kararı alabilmek için Mets'in dijital mecralarda taraftarlarıyla etkileşime girmesi gerekiyordu. Spor izleyicileri artık sporla ilgili her türlü bilgiye ulaşabildikleri için daha bilinçliler. Bilgiye kısa süre içerisinde farklı kanallar aracılığıyla istedikleri zaman ulaşabiliyorlar. Özellikle maç biletlerini ya da ticari ürünleri en iyi koşullarda nereden, ne kadara ve kimden alabileceklerini biliyorlar. Bu nedenle beklentileri her zaman en üst düzeyde kalıyor. Taraftarlarının beklentilerini karşılamak ve ticari fırsatları değerlendirmek için veriye ihtiyaç duyan takımlar ve ligler de onların alışkanlıklarını ve yaşam tercihlerini anlamaları aynı zamanda gelecekteki davranışlarını da tahmin etmeleri gerekiyor. Örneğin ABD'de Mayor Futbol Ligi (MLS), taraftarların genel memnuniyet duygularını maksimize etmek için analitik şirketi SAS ile çalışıyor. Lig yönetimi bu amaç doğrultusunda kulüplerin taraftar davranışlarını analiz ve tahmin edebilmeleri için merkezi bir veri deposu oluşturdu. Ayrıca veri deposunu sezonluk kombine biletlerini iptal etmeye ya da yenilemeye meyilli taraftarlarını belirlemek için kullanan lig, böylece satış ve pazarlama odaklı çalışmalarını da daha verimli şekilde yapabiliyor. İkincisi, takım ve liglerin hedef reklamlarla pazarlama çalışmalarını yürütebilmesi. Ülkemiz özelinde örnek verecek olursak, Galatasaray - Fenerbahçe arasında oynanan bir maç esnasında gol atan oyuncunun takımı; atkı, şapka, forma gibi lisanslı ürünlerinin satın alınmasını teşvik edecek 360 derece pazarlama iletişimini yapabilir. Bu durum kuşkusuz maç sırasında yapılan her hangi bir reklamdan daha etkili olacaktır.

Büyük veri, iş kararlarını ve pazarlama stratejilerini belirlemeye yardımcı olmasının yanında teknik direktörlere ve oyuncu izleme ekiplerine (scout) de fayda sağlıyor. Örneğin, NFL takımları Sanal Gerçeklik gözlükleriyle yapılan antremanlarda oyuncuların takibi, tepki süreleri, pozisyon alışları, saha yerleşimleri ve rakibin olası tüm hücum seçeneklerini maç esnasında ve maç sonrasında analiz edebiliyor.

Yorumlar

YORUMLAR